“Ülkemizi kaybediyoruz, lütfen
kaybetmeden geri kazanalım”
Kıbrıs Türk Sanayi Odası (KTSO) Yönetim Kurulu Üyesi İrfan Yılmaz, Haber Kıbrıs ekranlarında Ali Baturay’ın sunduğu Markaj programına konuk oldu. Yılmaz, 2026 yılının sanayiciler açısından maliyetlerin arttığı, piyasanın daraldığı ve üretimin yavaşladığı bir dönem olduğunu söyledi.
Özellikle asgari ücretin artmasıyla birlikte çalışanlara yapılan zamların ve artan girdilerin üreticinin üzerindeki baskıyı artırdığını belirten Yılmaz, maliyetlerdeki yükselişin rekabet gücünü azalttığını ifade etti. Yılmaz, fiyatların artmasıyla piyasada satışların durma noktasına geldiğini kaydetti.
“Asgari ücret artışı enflasyonu artırıyor”
Asgari ücret artışlarının tek başına çözüm olmadığını söyleyen Yılmaz, asıl odaklanılması gereken konunun alım gücü olduğunu vurguladı.
Yılmaz, “Asgari ücreti artırmaktansa insanların alım gücünü nasıl artırabiliriz? Ona bakmalıyız” dedi.
Asgari ücret artışı gündeme geldiğinde piyasada kira, market, mağaza fiyatlarının hemen yükseldiğini belirten Yılmaz, bunun enflasyonu artırmaktan başka sonuç doğurmadığını savundu.
Yılmaz, “Asgari ücreti 2 bin dolar yapalım, 3 bin dolar yapalım hiç önemli değil. Ama alım gücünü artırmadığımız sürece bunların hiçbirinin çözümü olmayacak” ifadelerini kullandı.
“Her ay 40-50 milyon euro dışarı çıkıyor”
İş gücü konusunda da değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, ülkede yabancı uyruklu çalışanlara ihtiyaç olduğunu ancak bu çalışanlara ödenen maaşların büyük bölümünün ülke dışına çıktığını söyledi.
Yılmaz, yabancı uyruklu çalışanların maaşlarının neredeyse yüzde 90’ını ailelerine gönderdiğini belirterek, ülkede 60 ile 80 bin arası yabancı çalışan olduğu düşünüldüğünde her ay en az 40-50 milyon euro paranın dışarı çıktığını kaydetti.
“Üretimi olmayan ülkeler esaret altında kalır”
İrfan Yılmaz, sanayicinin maliyetler nedeniyle zorlandığını, kapatmayı ya da devretmeyi düşünen işletmeler bulunduğunu söyledi. Ancak üretimden vazgeçmenin çözüm olmadığını belirten Yılmaz, “Üretimi olmayan ülkeler birilerinin esaretinde kalmaya mahkumdurlar” dedi.
Alayköy Organize Sanayi Bölgesi’nde altyapı sorunları
Alayköy Organize Sanayi Bölgesi’ndeki altyapı sorunlarına da değinen Yılmaz, kanalizasyon bağlantısının hâlâ yapılmadığını ve bazı firmaların septik kuyularının sürekli taştığını anlattı.
Yılmaz, bölgede oluşan lağım sularının yalnızca sanayi bölgesi için değil, ada geneli için de sağlık riski oluşturabileceğini söyledi.
Arıtma tesisi projesiyle ilgili sürecin ilerlediğini belirten Yılmaz, projenin büyük ihtimalle Maliye Bakanlığı’nda olduğunu ve önümüzdeki ay ya da ekim ayında ihaleye çıkmasının beklendiğini söyledi. Yılmaz, yetkililere çağrıda bulunarak sürecin hızlandırılmasını istedi.
“Sanayi bölgeleri kendi kendini yönetmeli”
Yılmaz, Organize Sanayi Bölgeleri Yasası’na ilişkin de eleştirilerde bulundu. Yasanın mevcut haliyle sorunları çözmekten uzak olduğunu savunan Yılmaz, her sanayi bölgesinin kendi kendini yönetmesi gerektiğini ifade etti.
Yılmaz, iki kurumla yürütülemeyen sistemin altı kurumla daha da zor hale geldiğini belirterek, OSEB üst kurulunun arzu edilen kadar toplanmadığını söyledi. İrfan Yılmaz, yasa çerçevesinde bir para toplandığını ama toplanan paranın miktarının bile bilinmediğini vurguladı.
“Kalkınma Bankası reel sektörün yanında olmalı”
Kalkınma Bankası’nın sanayici ve üreticinin yanında olması gerektiğini belirten Yılmaz, Sanayi Odası ile yapılan protokole rağmen yaklaşık 50 başvurudan yalnızca ikisinin kredi alabildiğini söyledi.
Yılmaz, başvuruların incelenmesinin aylarca sürdüğünü belirterek, bürokrasinin azaltılması gerektiğini ifade etti.
Kalkınma Bankası’ndaki kaynağın reel sektöre aktarılması halinde ekonomiye daha büyük katkı sağlanacağını savundu.
“Ülkemizi kaybetmeden geri kazanalım”
İrfan Yılmaz, ülkenin üretime, liyakate ve ortak akla ihtiyacı olduğunu belirterek, siyaset ve bürokrasiden destek beklediklerini söyledi.
“Bu ülkenin sevgisiyle ne zaman dertleneceğiz?” diyen Yılmaz, “Ülkemizi kaybediyoruz. Ülkemizi lütfen kaybetmeden geri kazanalım” ifadelerini kullandı.






