Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ekonomisinin üretim gücü olan sanayi sektörü, son yılların en zorlu dönemlerinden birini yaşamaktadır. Üretmeye, yatırım yapmaya, istihdam sağlamaya ve ülke ekonomisine katkı koymaya devam eden sanayiciler, artan maliyetler ve yetersiz destekler nedeniyle her geçen gün daha ağır bir yükün altında kalmaktadır.
Bugün birçok sanayi işletmesi ayakta kalabilmek için büyük bir özveriyle mücadele etmektedir. Bazı işletmeler üretim kapasitesini azaltmak, bazıları yatırımlarını ertelemek, bazıları ise istemediği halde çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kalmaktadır. Bu tablo yalnızca sanayicinin değil, ülke ekonomisinin de geleceği açısından ciddi bir uyarıdır.
Sanayinin içinde bulunduğu sıkıntılar ekonomik verilerde de açıkça görülmektedir. Sanayi sektörünün Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYH) içindeki payı 2020 yılında yüzde 9,7 iken 2024 yılında yüzde 45 azalarak, yüzde 6,7’ye gerilemiştir. 2026 yılı tahmini verileri bu gerilemenin devam ettiğine işaret etmektedir. İmalat sanayisinin GSYH içindeki payının da yüzde 2,5’ten yüzde 2,0’ye düşmesi, ekonomimizin üretimden uzaklaşıp hizmet ve tüketime dayalı bir yapıya sürüklendiğini göstermektedir. Üretimin zayıfladığı bir ekonominin uzun vadede sürdürülebilir olması mümkün değildir.
Sanayici bugün yalnızca üretim yapmanın mücadelesini vermemektedir. Yüksek enerji maliyetleri, hızla artan iş gücü giderleri, hayat pahalılığı, devletin uyguladığı doğrudan ve dolaylı vergiler, döviz üzerinden temin edilen hammadde, yüksek navlun ücretleri, yurt dışından getirilen makine ile yedek parça maliyetleri ve onlar için ödenen vergiler üretim yapmayı her geçen gün daha da zorlaştırmaktadır.
Buna ek olarak, yerli üretici çoğu zaman ithal ürünlerle eşit olmayan koşullarda rekabet etmek zorunda bırakılmaktadır. Sanayicinin rekabet ettiği ürünler, geldikleri ülkelerde çok yüksek oranda ve imkanlarla teşvik edilmektedir. Ülkemizde iseüretimi desteklemesi gereken teşvik mekanizmaları, hedef odaklı olmaktan uzaklaşmıştır. Sanayiye yönelik hazırlanması gereken destekler, üretim yapmayan veya aynı ihtiyaçlara sahip olmayan sektörlere de yaygınlaştırılmakta; böylece sınırlı kamu kaynakları gerçek üreticiyi güçlendirmek yerine etkisini kaybetmektedir. Üretim yapan sanayicinin finansmana erişimi de ciddi bir sorun haline gelmiş, uygun koşullu kredi imkanları yetersiz kalmıştır.
Sanayi yalnızca fabrikalardan ibaret değildir. Sanayicimiz bugüne kadar tüm zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmemiştir. Kriz dönemlerinde dahi fabrikalarının bacasını tüttürmeye, çalışanlarını korumaya ve ülke ekonomisine katkı sağlamaya devam etmiştir. Ancak fedakârlığın da bir sınırı vardır. Üretim yapan kesimin sürekli fedakârlık yapmasının beklendiği bir ekonomik düzen sürdürülebilir değildir.
Üreten, yatırım yapan, istihdam sağlayan Kıbrıs Türk sanayisinin hak ettiği yer burası olmamalıdır. Artık sanayiye bakış açısının değişmesi gerekmektedir. Üretim, ekonomik politikaların merkezine yerleştirilmeli; sanayicinin rekabet gücünü artıracak yapısal adımlar gecikmeden atılmalıdır. Enerji maliyetlerinin düşürülmesi, üretime yönelik hedefli teşviklerin uygulanması, finansmana erişimin kolaylaştırılması, yerli üreticiyi haksız rekabete karşı koruyacak mekanizmaların oluşturulması ve sanayiyi güçlendirecek uzun vadeli politikaların hayata geçirilmesi bir tercih değil, zorunluluktur.
KIBRIS TÜRK SANAYİ ODASI
