Ülkemizi etkisi altına alan aşırı yağışlar, başta Gönyeli ve Lefkoşa olmak üzere birçok bölgede su baskınlarına neden olmuş, birçok konut ve işyeri sular altında kalmış, ciddi zararlar meydana gelmiştir. Su baskınlardan üyemiz olan bazı işyerleri de mağduriyet yaşamış, zarara uğramıştır…
Su baskınlarının olduğu bölgelerde belediye ekiplerinin, Sivil Savunma Teşkilat başkanlığı personelinin, itfaiyenin, polisin, kaymakamlıkların çabalarını, gece gündüz çalışmalarını takdirle karşıladığımızı belirtmek isteriz. Ancak felaketleri önleyici tedbirler alınması şarttır.
İklim krizi nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de meteorolojik olaylarında bir dengesizlik yaşanmaktadır. Örneğin, uzun süre yağmur yağmaz, kuraklık yaşanırken, ansızın altı ayda, bir yılda yağacak yağmurun bir saatte yağıyor olması doğal olarak felakete yol açmaktadır.
Benzer durumlar neredeyse dünyanın her tarafında yaşanmakta, sel felaketlerine neden olmaktadır. Ancak artık birçok ülke iklim krizinden kaynaklı meteorolojik olaylara karşı da tedbir almaktadır.
Küresel ısınmayı, iklim krizini ciddiye alan, bunun için eylem planları hazırlayan ülkeler, bu gibi felaketlerden daha az etkilenmektedir.
Ne yazık ki ülkemizde “iklim krizi” diye bir gündem hiç olmadığı gibi, geçmişte yaşanan su baskınlarıyla ilgili de hiçbir tedbir alınmamıştır.
Genellikle hep aynı bölgelerde aynı sorunlar yaşanıyor ama bir süre sonra unutuluyor. Yeniden benzer sorunlar yaşanana kadar tedbir alınmıyor.
Yapılmakta geç kalınan imar planları nedeniyle ülkemizde çarpık bir yapılaşma vardır. Maalesef dere yatakları, bataklık alanlar, binalarla doldurulmuştur. Barajlar ve göletler yıllardır rehabilite edilmediği için birçoğu neredeyse tarlaya dönüşmüştür ve suyu tutamamaktadır.
Sorumsuzca ve bilinçsizce betonlaşma nedeniyle birçok derenin önü kesildiğinden, bu derelerden gelen su, başka derelere bağlanamıyor, göletlere, barajlara hatta denize ulaşamıyor ve kentlere, köylere akıyor, su baskınlarına neden oluyor. Üstelik ülkemiz için hayati önemi olan yağmur suyunu tutamıyor, yeraltı su kaynaklarına kazandıramıyoruz.
Sel felaketi 2010 yılında Güzelyurt’ta hasarının giderilmesi yıllar süren bir mağduriyete neden olmuştu. 2018’de ise yine bir aralık ayında şiddetli yağışlar ve sel felaketi sonucu 4 kişi hayatını kaybetmişti. Bu acı tecrübelere rağmen ülkemizde ciddi anlamda bir tedbir alınmamıştır.
2018 sonrası da zaman zaman su baskınları meydana gelmiştir. Bu meselenin, mağduriyetlerin olduğu dönemde gündeme gelmesi, daha sonra ise unutulması, her birkaç yılda aynı sorunları yaşamamıza neden olmaktadır.
Sel felaketleri ve su yönetimi konusunda içerisinde devletin yetkili makamları ve ilgili sivil toplum örgütlerinin temsilcilerinin de bulunacağı, sürekli çalışıp, kararlar üretecek bir oluşumun acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Kurulacak söz konusu komite veya komisyonun aldığı kararlar, çekince gösterilmeden uygulanmalı, örneğin dere yatakları üzerine yapılmış, sel felaketlerine neden olan binaların kamulaştırılması ve yıkılmasından imtina edilmemelidir.
Öte yandan, derelerin doğal konumuna getirilmesi, barajlar ve göletlerin ıslah edilmesi için kaynak yaratılmalıdır. Hiçbir şey yapmadan, sel felaketlerinin, su baskınlarının önüne geçilmesi mümkün değildir.

