Gerek uluslararası bazı örgütlerin raporlarına gerekse ülkemizde yapılan bazı anketlerin sonuçlarına yansıyan, “KKTC’de yolsuzluk ve rüşvet olaylarının yaygın olduğu ve artış gösterdiği” yönündeki tespitleri üzülerek ve endişeyle izliyorduk.
Son dönemlerde bazı üst düzey kamu yöneticilerinin “yolsuzluk ve rüşvet” nedeniyle tutuklanması ve mahkemeye çıkarılması, akabinde de kamuoyunda birçok iddianın ortaya atılması, endişelerimizi daha da artırmıştır.
Tutuklanan söz konusu kişilerin davaları devam etmektedir, masumiyet karinesi gereği o konudaki hassasiyetimizi koruyoruz ancak ülkemizin son zamanlarda sürekli olarak “yolsuzluk ve rüşvet” olaylarıyla anılması hem ülke içinde güvensiz bir ortam yaratmakta hem de dışa karşı itibar kaybına neden olmaktadır.
Geçen yıl bir üniversitede başlatılan “sahte diploma ve yolsuzluk” soruşturması sonucu ortaya çıkan gayrı yasal durumlar, içinde üst düzey kamu görevlilerinin de bulunduğu çok geniş bir zanlı ağı oluşturmuştu.
Henüz “sahte diploma” olayının yankıları ve yarattığı olumsuz ortam devan ederken, bazı kamu görevlilerinin “rüşvet” iddiasıyla anılmasını, ülkemiz adına çok olumsuz ve zarar verici bir durum olarak görmekteyiz.
Sanayiciler, iş insanları, çok uzun zamandan beridir kamudaki hantallıktan, ağır bürokrasiden, liyakatin kaybolması sonucu ortaya çıkan sorunlardan şikâyet etmektedir. Bu yönde tedbirler alınmasını, bir an önce kamudaki hizmetlerin elektronik ortamda yapılmasını ve hızlanmasını beklerken, son dönemlerde devlet daire ve kurumlarının yolsuzluk ve rüşvetle anılıyor olması bizleri hayal kırıklığına uğratmaktadır.
Uzun yıllardır talep ettiğimiz ve zaman zaman siyasi partilerin seçim süreçlerinde, seçim bildirgelerine yazıp, vaatte bulundukları ama bir şekilde gündemden düşürüp unutturdukları “Kamu reformunu” acilen hayata geçirmeleri şart olmuştur.
Siyasi partilerden beklentimiz, popülizm yapmadan, “oy kaybederim” kaygısı yaşamadan gerçekçi bir kamu reformunun bir an önce yürürlüğe girmesini sağlamalarıdır. Siyasi kaygılarla ve partizanca yapılan atamaların son bulması için üçlü kararname sistemi derhal kaldırılmalıdır ve liyakat kamu reformunun ana prensibi olmalıdır.
Hiçbir kamu görevlisi, vatandaşın veya iş insanlarının kamusal hakkını yerine getirmek için “rüşvet” talep etme cüretinde bulunmamalı, hiçbir vatandaş veya iş insanı yasal hakkını yaptırmak için rüşvet vermek zorunda kalmamalıdır. Bu durumu şiddetle kınıyor, bir daha böyle iddialar duymak veya tanık olmak istemiyoruz.
Bu nedenle, yolsuzluk ve rüşvet olaylarının üzerine ciddiyetle gidilmeli, suçlu bulunanlara caydırıcı cezalar verilmelidir.
Ülkemiz sanayicisini temsil eden, KKTC’nin ekonomik ve sosyal kalkınması için mücadele veren, bunun için katkı koyan bir sivil toplum örgütü olarak bizler, söz konusu anlamlı mücadelede kamu kurumlarıyla sorunuz ilişkiler çerçevesinde, beraber hareket etmemiz gerektiğine inanıyoruz.
